M. Burak MAKARACI > AVM Müdürü

0

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
1975 Haziran ayında Kdz.Ereğli de doğdum. Ted Kdz.Ereğli Koleji ’nin , okul numarası 5 ile , ilk mezunlarındanım. Devamında Balıkesir Üniversitesi’nde Turizm ve Otelcilik, Anadolu Üniversitesi’nde İşletme ve Galatasaray Üniveristesi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri üzerine yüksek öğrenime devam ettim. Üniversite yıllarında çeşitli radyo ve televizyonlarda programlar yaptım. Yine aynı dönemlerde çeşitli otellerde çalışarak öğrencilik yıllarımda harçlığımı çıkardım. Profesyonel iş hayatına 1996 yılında havacılık sektörü ile başladım. Türk Hava Yollarında Kabin Görevlisi (steward) olarak 7 sene hizmet verdim. Daha sonraki yıllar da Metro-AG, Yıldız Holding, Özak Global Holding gibi ulusal-uluslararası firmaların alışveriş merkezlerinde yönetici olarak çalıştım. Halen İstanbul’da, bir alışveriş merkezinde genel müdür olarak iş hayatıma devam etmekteyim. Evliyim; Batu ve Bartu adında iki tane oğlum var.

En son ne zaman Ereğli’ye geldiniz? Bu süreçte Ereğli’de nelerin değiştiğini düşünüyorsunuz?
1993 yılında Kdz.Ereğli’den ayrıldıktan sonra senede bir kaç kez fırsat buldukça gelirdim. İş-özel hayat yoğunluğu sebebiyle son yıllarda ancak senede bir kez gelme fırsatı bulabiliyorum. En son 2015 yılının Kurban Bayramında gelmiştim. 90’lı yılların sonları 2000’li yılların ortalarına kadar şehir içi sahilin düzenlenmesi, festivallerin yapılması gibi etkinliklerin de ön plana çıkmasıyla Ereğli’de ekonomik ve sosyal yaşamdaki canlılık, Kdz.Ereğli’mizin ulusal basında tanıtımı özlemimizi arttıran en önemli etkenlerdi. Son yıllarda göçlerden kaynaklanan nüfus oranı, artan hava kirliliği, işsizlik, yoğun trafik-park sorunu, düzensiz yapılaşma (şehir içerisindeki yeşilliklerin azalması, uyuyan güzel tepesini bile görmek zorlaşmış, lojmanlar yıkılmış, çocukların sokakta oynayacağı yeşil alan kalmamış vb.) Alaplı-Ereğli arası yapılan sahil yolunun deniz kıyısından faydalanılmasını zor hale getirmiş olması maalesef o şirin deniz kıyısı şehrimizin dezavantajları olarak karşımıza çıkmaya başladı. Kısaca küçüklüğümüzdeki o eşsiz denizimizin mavisini, temizliğini, doğamızın canlı yeşilini sadece anılarımızda buluyorum.

Ereğli’nin en çok neyini özlüyorsunuz?
Çınaraltı sohbetlerini, Erdemir sinemasını, İstanbul yol ayrımını , Bozhaneyi, sahilden güneşin batışını izlemeyi, deniz fenerinden Ereğli’mize bakmayı ve tabi ki hiç eskimeyen, yıllar geçse de sohbetlerimize kaldığımız yerden devam ettiğim dostlarımı, arkadaşlarımı…Kısaca gençlik yıllarımdaki Kdz.Ereğli’mizi…

Ereğli ile ilgili hatırladığınız yada unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
Ted.’de 10. Sınıftaydık; havaların ısınmaya başladığı, baharın geldiğini hissettirdiği ve içimizin cıvıl cıvıl olduğu sıradan 23 bir gündü. Böyle güzel bir günde öğleden sonra okulu asmamak olmazdı. Günümüzün geri kalan kısmını bizleri kimsenin göremeyeceği 10.km nin oradaki koyda geçirmek için yola çıkmıştık. Orada hem piknik yapacak hem de denizin ilk sezonunu açarak midye çıkartacaktık. Midyelerimizi sağdan soldan toplayacağımız odunlarla ateş yakıp üzerine yine kıyıdan bulduğumuz bir teneke parçasının üzerine koyacak, midyeler açıldığında midemize indirerek ziyafet çekecektik. Bu hedef doğrultusunda 3 kafadar yola çıktık. Otobüsle 10. km ye gittik, kimsecikler yok, havada uçuşan kuşların sesleri, çarşaf gibi bir deniz… Her şey mükemmeldi. Bir abimizin sandalıyla denize açıldık ve sezonu açtık. Midyeleri çıkardık; son bir kaç dalış hamlesinde ise sandaldaki abimizin telaşlı hareketleri dikkatimi çekti bir yandan da ‘çabuk bu tarafa gelin’ diye bağırıyor. Biz de elimizdeki midyelerle birlikte nasıl sandala gideriz telaşı. Derken arkamdan gelen seslere döndüm. Ve durduğum noktanın bir kaç metre ilerisinde havada bir yunus balığıyla karşılaştım! O anda elimdeki midyeleri nasıl suya bırakıp sandala çıktığımı hatırlamıyorum. Hayatımdaki en hızlı yüzme süresini gerçekleştirdiğim gün, o gündü. Kdz.Ereğli ye her gelişim ve gidişimde oradan geçerken bu anım canlanır gözlerimde.

Ereğli denildiğinde aklınıza gelen 3 şey nedir?
İlki ailem ve yılların eskitemediği dostluklar, ikincisi doğası, üçüncüsü ise pide, simit ve Osmanlı Çileği.

Boş zamanlarınızda neler yapmaktan hoşlanırsınız?
Her gün sabah 05:00’te kalkıyor ve kendime zaman yaratmaya çalışıyorum. Beşiktaş-Bebek sahil boyunca bisiklete binerek Boğaz manzarasının tadını çıkartmaya çalışıyorum,hatta bu vesileyle son yıllarda değişik birkaç bisiklet grubuna takılmaya başladım. Bir labradorumuz var aynı şekilde her gün onu belli parklarda mutlaka gezdiriyorum, değişik insanlarla tanışıyorum.Hayvan severler grubumuz ile bazı günler etkinlikler yapıyoruz. Boğaz demişken, balık tutmaya da vakit buldukça zaman ayırıyorum ve haftanın 4 günü mutlaka yüzerim. Ayrıca İstanbul’daki Ted Torch Lokaline mümkün olduğunca gitmeye de özen gösteriyorum.

Hayatta sizi en mutlu eden şey nedir?
Ailem ile geçirdiğim paylaşımlar, iş hayatımdaki başarılar, kuzenlerim ve dostlarımla sohbet etmek.

Leave A Reply